Yağmurun tınısı, rüzgârın dili, toprağın sabrı ve ateşin öfkesi hepsi Asera’nın iradesinden doğar. O, halkın gözünde en çok anılan, en sık dua edilen, ama en az anlaşılan tanrıçadır. Çünkü Asera görünmez bir yüceliktir. Sesi, doğanın her katmanında yankılanır. Onu görmek isteyen gökyüzüne bakmaz. Toprağın sabrını, rüzgârın yönünü, suyun çekilişini izler.
Asera'nın adaleti tanrılar arasında en sessiz ama en kesindir. Ne açıkça bağışlar, ne de sebepsiz yere cezalandırır. Doğal felaketler de bolluk da, onun denge terazisinin iki kefesidir. Dengenin korunması, onun huzurudur, bozulmasıysa doğrudan bir yanıttır. Onun gazabı kıyamet çığlığı değil, doğanın hak edilmiş öfkesidir.
Asera’ya edilen dualar göğe değil, toprağa, suya, rüzgâra yöneltilir. Çünkü o doğanın kendisidir. Ona ulaşmak için mabet gerekmez. Fakat inananları onunla bağ kurmak için düzenli ibadet değil, dengeli yaşam sürdürür. Rutan adlı kutsal kitap, Asera’nın öğretilerini günlük yaşama indirger. Ne ile beslenmeli, neye zarar verilmemeli, ne zaman susmalı sorularına cevap sunar.
Punktum, Asera inancının merkezi kabul edilen kutsal şehirdir. Şehir, yalnızca büyük katedralleriyle değil, aynı zamanda içinden doğan Resa makamıyla tanınır. Resa, Asera'nın yeryüzündeki peygamberi ve temsilcisidir.
Güneş kaybolduğunda bile, toprak onu sabırla bekler. Sen de bekle Asera hâlâ ordadır.
— Rutan’dan bir dua