Yeni doğan bedenlere ruhu taşıyan tanrıdır. Lidias’ın tamamlayıcısı, onunla birlikte varoluşun iki ucunu temsil eder. Hayatın başında Dilias’ın eli vardır. Ölümde ise kardeşi Lidias’ın. Faniler, dünyaya gelirken ağlarken o gülümser çünkü yaşam, kardeşiyle arasında sonsuza kadar sürecek olan oyunun bir parçasıdır.
Dilias, yaşamı kutsar ama onu ciddiye almaz. Ciddiyet yerine sevinç, plan yerine sürpriz arar. Sıkça gülümseyen bir çocuk formunda tasvir edilir.
Dilias’ın inananları ona törenle değil, neşeyle yaklaşır. Duaları yüksek sesle okumaz, mırıldanır. O, dua edenlerin niyetinden çok içtenliğine karşılık verir. Cümlelerden çok gülüşleri duyar. Ancak dikkatinin dağınıklığı dillere destandır. Aynı anda bir çiçek tomurcuğunu ve bir yıldız doğumunu izliyor olabilir.
İnananlarının temel görevi, yaşam döngüsünü kutsal kabul etmek ve bu döngünün her aşamasında eşlik etmektir. Doğum öncesi sessizlikten ilk çığlığa, çocuk kahkahasından yaşlılığın titrek nefeslerine kadar her evre, Dilias’ın dokunuşunu taşır. Bu yüzden inananları yalnızca yeni doğanlara değil, hayata tutunmaya çalışan herkese umut aşılar. Doğum anında hazır bulunur, ilk adıma alkış tutar, son nefeste bile yaşamın anlamını hatırlatırlar. Onlara göre Dilias yalnızca bir başlangıç değil, yaşamanın her anındaki neşedir ve bu neşeyi canlı tutmak, inancın özüdür.
Müjdelediği doğumlar, kimi zaman peygamberi aracılığıyla, kimi zamansa bizzat kendisi tarafından haber verilir. Bu tür bir işaret almak, doğacak kişinin sıradan olmayacağına dair güçlü bir inanç doğurur. Onun tarafından müjdelenen çocukların, zamanla büyük işler yapacağı, halkların kaderini etkileyeceği düşünülür.
Kırıldığın yerde kök salan bir şey varsa, işte orada Dilias geçmiştir.
— Peri Şarkılarından