Ruhların yolculuğu Lidias’la sona ermez. Rapenu, fanilerin son adımında onları karşılayan bekçidir. Ölüm sonrası yargının, ruhların tartılmasının ve sonsuz denge terazisinin koruyucusu olarak anılır. Bekçi unvanıyla bilinir. Sessizdir ama kararları, zamanın kendisini sarsacak kadar ağırdır.
Rapenu’nun terazisinde ayrıcalık yoktur. İmparator da dilenci de aynı kefeye konur, eylemleri ve niyetleriyle tartılır. Onun huzurunda geçmiş saklanamaz, pişmanlık pazarlık sayılmaz. İnananları bilir ki adalet yalnızca bu dünyaya ait değildir. Gerçek adalet, sonsuzluğa uzanır.
Ruhları hak ettikleri sona gönderir. Bazıları huzura ulaşır, bazıları karanlıkta çözülür. Ama her ruh, Rapenu’nun gözünden geçmek zorundadır. Onun düzeninde hak, gücün değil dengenin yanındadır. Tuspar adlı kutsal metin, Rapenu’nun ilkelerini dünyaya taşır ve onun adını yaşatmak isteyenlere nasıl yaşamaları gerektiğini öğretir.
Fanilerle doğrudan konuşmaz ama büyük çıkmaz anlarında peygamberi aracılığıyla adaletin sesi olarak ortaya çıkar. Hayattayken ona adanmak, yalnızca dua etmek değil, adaleti gücün yettiği her yere ulaştırmak anlamına gelir. Sessiz kalmak, onun gözünde suç ortaklığıdır. Bu yüzden inananları, yalnızca ölülerin değil, yaşayanların vicdanında da onun terazisini taşır.
Rapenu’nun peygamberi, halk arasında Gölgesiz Yargıç olarak anılır. Onun görevi, tanrısının sesini taşımak değil, terazisini dünyaya indirmektir. Çünkü Rapenu fanilerle doğrudan nadiren konuşur ama bir denge kırıldığında, onun sessiz bakışını yeryüzünde temsil edecek birine ihtiyaç vardır.
Gölgeyi uzun yapan, ışık değil saklanan kabahatlerdir.
— Tuspar’dan öğüt