Zamanla diyar büyüdü, güç arttı, sorumluluk derinleşti. Tanrılar gördü ki, kudretle gelen yük, artık herkesin taşıyabileceği bir şey değildir. İşte o zaman Sadoven, bu yükü sınayacak bir düzen yaratmaya karar verdi. Zincir Sınavı bir kişinin yalnız gücünü değil, kararlılığını, özünü ve dengesini ölçen kadim bir eşik olarak doğdu.
Sadoven, bu sınavı yalnız başına tasarlamadı. Onun ilk taslağını, Melarti’ye götürdü. Sanat ve zanaatin tanrısı, tanrısal metallerden dövdü zinciri. On bir halka hâlinde şekillendirdi her biri bir yük, bir değer, bir ilahi sorumluluk taşıyacaktı.
Sonra her tanrıya gitti, her halkaya bir kutsama istedi. Zincir yalnız demirle değil, inançla mühürlenecekti.
Lidias, ölümün tanrıçası, zincire sonun sessizliğini bağışladı.
Taşıdığı yük, ölümü yadırgamamalı. Çünkü sorumluluk, sona da sahip çıkar.
Dilias, yaşamın tanrısı, zincire ilk nefesin sorumluluğunu fısıldadı.
Yaşamı yalnız almakla değil, onu taşıyabilmekle hak eder.
Gedmor, savaşın tanrısı, zinciri sönmeyen bir köz gibi değerlendirdi ve direnişin ağırlığını ekledi.
Yalnızca savaşmak yetmez, yanmayı göze almak gerekir.
Rapenu, adaletin ve ahiretin tanrısı, teraziyi zincire dokuttu.
Gücün hükmetmesi değil, hakkaniyet taşıması gerekir.
Sekastro, büyünün tanrısı, zincire bilgiyle gelen sorumluluğun tehlikesini ekledi.
Bilen, bilen olmaktan sorumludur.
Asera, doğa ve merhamet tanrıçası, zincire kök salmanın ve yavaş büyümenin değerini kattı.
Yük, yalnızca taşınmaz, içinde büyütülür.
Tiritanut, bilginin tanrısı, zincire öğrenmenin ve sorgulamanın ağırlığını işledi.
Cevabı taşıyan, sorunun hakkını da taşır.
Vemalro, değişim ve dönüşüm tanrısı, zincirin üzerine dönüşümün ruhunu bırakmıştı.
Zincir sana ağırlık vermez, seni senden soyup geride kalanla devam eder.
Valazur, kaosun ve karanlığın tanrısı, zincire sınavın içindeki kargaşayı sızdırdı.
Yalnızca düzenin içindeki çatlakta hakikat yankılanır.
Melarti, zaten zinciri döven elleriyle ona emeğin kutsallığını işledi.
Alevde yoğrulan bu halka, emek vermeyen eli yaksın.
Sadoven, zincirin her halkasını son kez elinden geçirip yeminle mühürledi.
Bu zincir, adım attığı anda geri saymayı unutanın sınavıdır.
Zincir tamamlandığında, tanrılar onun bir sınavdan fazlası olduğunu biliyordu. Sadoven, zinciri bizzat alıp Punktum’un derinliklerine yerleştirdi. On bir mühürle korundu, on bir söz ile mühürlendi. O günden sonra Zincir Sınavı, tanrıların ortak iradesini temsil eden tek şey olarak kaldı. Tanrılar her konuda aynı fikirde olmayabilir, ama bu zincir konusunda sessiz bir mutabakat sürer.
Zinciri taşıyabilen her Zincirdar, diyarın yüküne ortak olur.